Skip to main content

Havvanur Muradoğlu İncekara
Aile Danışmanı


Özet
Bu çalışmada, bir kadın danışanın rüya anlatısı üzerinden, kuşaklararası aktarım, evlilik içi rol paylaşımı ve psikosomatik tepkiler arasındaki ilişki incelenmiştir. Rüyada tekrar eden kusma eylemi, yalnızca bireysel bastırılmış duyguların değil, aynı zamanda atalardan aktarılan ve “sindirilemeyen” yüklerin bedensel bir boşaltımı olarak ele alınmıştır. Sistemik aile terapisi, psikanalitik rüya kuramı ve psikosomatik yaklaşımlar çerçevesinde yapılan analiz, kadınların evlilik ve aile sistemlerinde üstlendikleri görünmez rollerin, sınır ihlalleri yoluyla bedensel semptomlara dönüşebileceğini göstermektedir. Bulgular, rüyaların terapötik süreçte hem tanısal hem de dönüştürücü bir araç olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir.
Anahtar Kelimeler: rüya analizi, kuşaklararası aktarım, psikosomatik belirtiler, evlilik dinamikleri, aile sistemleri
Giriş
Rüyalar, psikanalitik kuramdan sistemik yaklaşımlara kadar birçok psikoterapi ekolünde, bilinçdışı süreçlerin sembolik temsilleri olarak ele alınmaktadır (Freud, 1900; Jung, 1964). Son yıllarda rüya çalışmalarında bireysel bilinçdışının ötesine geçilerek, rüyaların kuşaklararası aktarım ve aile sistemleriyle ilişkisi daha fazla vurgulanmaktadır (Schützenberger, 1998).
Bu makalede ele alınan rüya anlatısı, özellikle kadınların aile ve evlilik bağlamında üstlendikleri tarihsel rollerin, bedensel semptomlar aracılığıyla nasıl ifade bulduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Kuramsal Çerçeve
Kuşaklararası Aktarım ve Atasal Yükler
Kuşaklararası aktarım, travmaların, duygusal kalıpların ve rollerin bilinçdışı yollarla sonraki nesillere geçmesini ifade eder (Bowen, 1978). Aile dizimi ve transgenerasyonel terapi yaklaşımlarına göre, önceki kuşaklarda ifade edilemeyen duygular, sonraki kuşaklarda semptom ya da ilişki örüntüsü olarak ortaya çıkabilir (Schützenberger, 1998).
Kadın soy hattında sıkça görülen “taşıyıcı kadın” rolü; fedakârlık, susma ve sınır koyamama ile karakterizedir. Bu rol, bireysel tercihten çok sistemsel bir miras niteliği taşır.
Psikosomatik Yaklaşım ve Mide Sembolizmi
Psikosomatik literatürde mide, “sindirme” işleviyle ilişkilendirilir. Duygusal olarak sindirilemeyen yaşantılar, mide bulantısı, kusma ya da gastrik semptomlar şeklinde ortaya çıkabilir (Alexander, 1950). Rüyalarda kusma sembolü, bastırılanın geri dönüşünden ziyade, artık taşınamayanın bedenden atılması olarak yorumlanır.
Vaka Sunumu ve Rüya Analizi
Danışanın rüyasında; geçici bir mekân olan otelde, herkesin birbirini görebildiği geniş yatak düzeni dikkat çekmektedir. Bu durum, özel alanın kaybını ve sınırların silikleşmesini sembolize etmektedir. Rüyada bazı kişilerin (arkadaş ve çocukları) daha korunaklı alanlarda bulunması, danışanın ise merkezde ve açıkta kalması, aile sisteminde üstlenilen “herkesi tutan ama tutulmayan” rolü işaret etmektedir.
Rüyada eşle birlikte yürürken kusma eyleminin ortaya çıkması, evlilikte birlikteliğin sürdüğünü ancak yük paylaşımının dengeli olmadığını göstermektedir. Kusma, eşe yönelmiş bir saldırganlık değil; evlilik içinde dile getirilemeyen sınır ihtiyacının bedensel ifadesidir.
Tartışma
Bu rüya, evlilikte yaşanan sorunların temelinde sevgi eksikliğinden ziyade, rol ve sorumlulukların adaletsiz dağılımının yattığını göstermektedir. Danışanın kusma tepkisi, psikopatolojik bir belirti olarak değil; sistemin artık taşınamayan yükleri boşaltma çabası olarak değerlendirilmelidir.
Rüya, aynı zamanda danışanın kuşaklararası kadın rolünü sorgulamaya başladığını ve bilinçdışı düzeyde bu rolü dönüştürme eşiğinde olduğunu göstermektedir. Terapötik süreçte bu tür rüyalar, danışanın sınır koyma becerisini güçlendirmek ve evlilik içi dengeyi yeniden yapılandırmak için önemli bir kapı aralamaktadır.
Sonuç
Rüyalar, yalnızca bireysel bilinçdışının değil, aile sistemlerinin ve atalarla kurulan görünmez bağların da aynasıdır. Bu çalışma, kusma sembolü üzerinden, kadınların kuşaklararası yükleri bedensel düzeyde nasıl taşıdıklarını ve boşalttıklarını ortaya koymaktadır. Terapötik müdahalelerde rüyaların, beden–zihin–aile sistemi bütünlüğü içinde ele alınması, hem semptomların anlamlandırılmasına hem de kalıcı dönüşüme katkı sağlayacaktır.
Kaynakça
Alexander, F. (1950). Psychosomatic medicine. New York, NY: Norton.
Bowen, M. (1978). Family therapy in clinical practice. New York, NY: Jason Aronson.
Freud, S. (1900). The interpretation of dreams. London, UK: Hogarth Press.
Jung, C. G. (1964). Man and his symbols. New York, NY: Doubleday.
Schützenberger, A. A. (1998). The ancestor syndrome: Transgenerational psychotherapy and the hidden links in the family tree. London, UK: Routledge